2 Mart 2011 Çarşamba

B.MUNICH:1 B.DORTMUND:3


Tarihin en genç Dortmund'u Nuri Şahin önderliğinde Bayern Münih'i kendi evinde 1-3 mağlup ederek şampiyonluğu ne kadar istedeğini cümle aleme gösterdi. İlginç olan Dortmund, Bayern'i en son Münih'te yendiğinde yıl 1991'di ve bu oyuncuların çoğu daha bebekti. Jürgen Klopp da maçtan sonra buna değinerek kazanılan başarının ne kadar önemli olduğunu belirtiyor.
Hasta olduğum için tüm haftasonu yattım. Bu yatış TRT3'e olan eğilimimi arttırdı ve bu maça denk geldim. İyi ki de gelmişim. Kaçırsam gerçekten üzülürdüm.
Dortmund'un maça başladığı 11'in yaş ortalaması 22. Üstelik kadroda 3 önemli eksik var; kaleci Weidenmüller haftaiçi sakatlanıp yerini bu sezon ilk defa bir Bundesliga maçında oynayacak olan Avustralyalı Mitch Langerak'a bırakmış, Kagawa devre arasında yapılan Asya Kupası'nda ayağını kırmış ve yine Owomoyela sakat. Herkes Bayern'i kazanmak zorunda olduğu için mutlak favori gösteriyordu.
Ancak Dortmund maça öyle hızlı ve istekli başladı ve daha 9.dakikada erken de bir gol buldu ki, Bayern ne olduğunu şaşırdı. Sadece 7 dakika sonra Gustavo kornerden beraberliği getirdi takımına. Derken Bayern bastırmaya başladı ama sonuçsuz. Ne Ribery ne de Robben oyunda yoklar. Dortmund onların kanatlarına öyle bir baskı uyguluyor ki sadece geri pas yapıyorlar. Sweinschteiger ise çabalıyor ama o da yok. Devrenin ortalarında Barrios yanında Robben, Timoschuk ve bir Bayernli daha olmasına rağmen topu orta sahadan alıp öyle bir hızla sürdü ve ceza sahası civarında topu çıkarma şansı buldu ki şaşırmamak imkansız. Ve bu top geriden gelen Nuri'nin önünde kaldı. Nuri öyle bir gol attı ki, o an tüylerim ürperdi. Almanya'nın en iyi takımına karşı kaptan olarak çıktığı maçta bir Türk çocuğu resmen jeneriklik bir gol attı. Hele bir hocasına koşuşu vardı ki, görmeyenler mutlaka izlesin. Bu çocuk tam bir lider gibi oynuyor oyunu. Yönlendiriyor, cesaretlendiriyor, hocasının sahadaki aklı oluyor, defansına yardım ediyor, gerekirse stoperlerin arasına giriyor, kısaca herşeyi yapıyor takımı için. İzleyenler sırf hakeme itiraz etmediği, kimseyle dalaşmadığı, yerlere yatmadığı için kendini çok yorup üzmediğini, herşeyini vermediğini düşünebilir ama eminim ki bir çok teknik adam bu tarz bir oyuncu için ellerindeki en değerli oyunculardan bile vazgeçebilir.
Neyse maça gelirsek, ikinci yarıda Van Gaal maçı çevirecek adam olarak Kraft'ı oyuna sürdü ama nafile. Hummels bir kornerde 3. golü bularak maçı Dortmund'a getirdi. Sonradan giren Klose ise hiç varlık gösteremedi.
Bu takıma hayran olmamak mümkün değil. Defanstaki Hummels-Subotiç uyumu, ortasahadaki Bender'in çalışkanlığı ile Nuri'nin hakimiyeti, ileride Kuba-Lewandowski-Götze ve Barrios'un hem hücumdaki etkinliği hem de takıma yardımları inanılmaz. Gerçekten izlerken keyif veren bir organizasyon.
Genç takım olmanın verdiği dinamizmi oyunun her anında karşı takıma hissettirmeleri, topa sahip olmaya çalışıp oyunu kendi istedikleri gibi oynamak istemeleri gbi Arsenal ile bir çok benzerlik taşıyan bu takım, Jürgen Klopp ve ekibinin bizlere sunduğu bir nimet gibi.
Umarım bu takım hakettiği gibi sene sonunda şampiyonluğa ulaşır.
Not: Dortmund şu anda en yakın takipçisi B.Leverkusen'in 12 puan önünde lider durumda.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder